SANAL OTİZM

Tablet ve telefon bağımlılığı çocukların gelişimini nasıl etkiler?

Tablet ve telefon bağımlılığı, üzerinde titizlikle durulması gereken bir konu. Ekran süresi kontrol edilmez, izlenecek programların içeriği ebeveyn tarafından seçilmez ve anne- babalar da kendi ekran kullanım sürelerini azaltmazsa, çocukların gelişimi olumsuz etkilenir. Her şeyden önce; teknolojik aletlerin fazla kullanımı epilepsi hastalığını oluşturan risk faktörlerinden biri. Aynı zamanda fiziksel aktivite azaldığından kilo alımı, boyunda düzleşme, omuzda, sırtta ve parmaklarda ağrı, uyku bozukluğu gibi problemler görülebilir. Anksiyete (kaygı bozukluğu), depresyon ve dikkat ile ilgili problemler oluşabilir. Görme bozukluğu, dil ve konuşma becerilerinde gerileme ya da duraksama yaşanabilir. Gelişimi normal seyrinde olan çocuklarda, ekrana fazla maruz kalma yüzünden İçe kapanma gerçekleşebilir. Çocuğun gelişiminde gerileme, işitme problemi var gibi davranma, oyun becerilerinde ve göz kontağında azalma, anlamada ve söylenenleri yerine getirmede zorlanmalar görülebilir ve tüm bu özellikler de ‘sanal otizm’ olarak adlandırılır.

“HİÇBİR ŞEY KARŞILIKLI, YÜZ YÜZE OLAN İLETİŞİMİN YERİNİ TUTMAZ”

Anne-babaların çoğu zaman çocuklarını susturabilmek için kullandıkları telefon ve tabletler ne ölçüde zararlı?

Çocuklar, gerçek nesnelerle oynayarak ve birilerine bakıp konuşarak sosyal etkileşim yoluyla kelimelerin anlamını öğrenir. Annesi, ‘şapkanı tak, çıkalım’ dediği zaman, çocuk kelimenin anlamını ve eylemin kendisini zihninde birbirine bağlar ve gerçekleştirir. Bir çocuk dış dünyayı önce elindeki oyuncağa dokunarak, onu ağzıyla hissederek ve yere fırlatarak keşfeder. Çocuğun beyni, bağlantıları yani deneyimlerini kaydetmeye devam eder. Bir sonraki adımda onu kullanmasını ve yenisini eklemesini sağlar ve böylece çocuk sosyalleşir, iletişim kurar, merak eder, öğrenme isteği artar, keşfeder.

Ama çocuklar ekran karşısında gereğinden fazla kalırsa parlak ve akan görüntülerin cazibesine kapılır, duyduğu kelimeleri tekrar eder ama anlamlarını öğrenemez, gerçek yaşamda bunu kullanamaz. Kırmızı kelimesini duyar ve tekrarlar, ama ‘kırmızıyı göster’ dendiğinde gösteremez. Küçük bir çocuğun beyni, dokunma ve etkileşim duygusu olmadan gelişemez. Elektronik ekranlardan gelen ışık ve gürültü, bir çocuğun dikkatini çeker, ancak sağlıklı beyin gelişimini engeller. Çocuğun dil ve iletişim becerileri için gerekli olan insan etkileşimlerinin önüne geçer. Ekrandan gelen gürültü, ışık ve hatta izlenen çizgi filmler çocuğun zorlukla baş edebileceği acı veren duygular doğurabilir. Bu da daha sonra saldırgan davranışlara ve şiddet eğilimine yol açabilir. Hiçbir şey karşılıklı, yüz yüze olan iletişimin yerini tutmaz.

Çocuklara, teknolojik cihazları hangi yaş aralığında ve ne kadar süre için vermemiz uygun olur?

Amerikan Pediatri Akademisi’ne göre;

  • İlk 18 ay, görüntülü konuşma hariç telefon kesinlikle olmamalı.
  • 18-24 oy orasındaki çocuklar ancak anne- baba yanlarındayken sınırlı süre ile (1 saatten az) program izleyebilir.
  • 2-5 yaş arası çocuklar için ekran süresi günde en fazla 1 saattir. İzlenecek olan programın ebeveynler tarafından seçilmesi çocukların izlediklerini anlıyor olması ve yaşamlarına bir katkısı olması dikkat edilmesi gereken en önemli noktalar.
  • 6 yaş ve üzeri olan çocuklarda ise ekran süresinin uyku düzenini olumsuz etkilememesine, fizikselaktiviteye ayrılan süreyi azaltmamasına ve sağlıklı büyümeyi engellememesine dikkat edilmeli ve buna göre planlama yapılmalıdır.

Bağımlılığı önlemek İçin neler yapabiliriz?

Sanal otizm tanısında yaşanan artışa dair çarpıcı olan şey, 1975’ten bu yana televizyon kullanımının artması ve bunun dijital devrim ile ilişkili olması. Dijital devrimin ileri olduğu ülkelerde sanal otizm daha sık görülüyor. 1975’te tipik bir ailenin evinde bir televizyon ekranı vardı. Bugün, dijital devrim ile ailelerin genellikle 10-15 farklı ekranı bulunuyor. Daha da büyük TV ekranlarının yanı sıra masaüstü bilgisayarlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar ve video oyunları mevcut.

Tabletler, 6 aylıktan küçük bebekler için oyuncak kataloglarında tanıtılıyor. Bebeklere yönelik uygulamalar yapılıyor ve çocuklar çok erken yaşta teknoloji ile tanışıyor.

Çocuklar artık teknolojinin içine doğuyor ve onunla büyüyor. Bu durumda ebeveynler teknolojiye rağmen yaşamayı değil teknoloji ile beraber yaşamayı öğrenmeli ve çocuklarına da öğretmeli. Teknolojik aletlerin kullanımına sınır getirmek ve çocuk kullanırken onunla beraber olmak, nelerle vakit geçirdiğini anlamak ve onun da izlediğini anladığından emin olmak bağımlılığı önlemeye yardımcı olur.

Ayrıca ekran süresi kısıtlandığında ya da ortadan kaldırıldığında bu sürenin yerini dolduracak başka aktiviteler mutlaka bulunmalı ve yapılmalı. Çocuğun yaşamında sosyal etkileşim olmalı. Teknolojiyi sınırlandırdığınız zaman çocuğunuzun arta kalan zamanını iyi doldurmanız ve beraber vakit geçirmeniz çok önemli. Çocuklar konuşmayı, sosyalleşmeyi, kuralları, iletişim kurmayı sizi taklit ederek öğrenir. Bu durumda ekran süresini sınırlandırıp, çocuğu tek başına oynaması için yalnız bırakmak ya da aynı odada sadece iletişim kurmadan yan yana bulunmak çocuğun gelişimini yine olumsuz etkileyecektir. Çocuklarla aynı odada bulunmak değil, aynı aktivitede buluşmak öğrenmesini, iletişim kurmasını, sosyalleşmesini ve gelişmesini sağlar. Bunun bir bağımlılık halini almaması için, ebeveyn olarak çocuğunuzun ‘medya rehberi’ olmak, teknolojiyi bilinçli ve sınırlı şekilde kullanarak ona örnek teşkil etmek ve bunu aynı şekilde çocuğunuza kazandırmaya çalışmak gelecekte yaşanacak problemlerin önüne geçecektir.

“ÇOCUĞUNUZLA BİRE BİR İLETİŞİMİ ARTIRIN VE BOL BOL DIŞARI ÇIKIN”

Aileler çaresizce, “Tablet veya telefonu elinden nasıl alacağız ki…” diyor. Bu hatalı yaklaşım yerine çözüm için neler yapılmalı?

Günümüzde anne babaları asıl zorlayan ekranları kapatmak değil, kapattıktan sonra onun yerine ne koyacakları ve çocuğun boş zamanlarını nasıl değerlendirecekleridir. Eskiden anne-babalarımız bizimle ne kadar oynardı? Çok az. Çünkü bizler sokakta arkadaşlarımızla oynar, bisiklete biner, komşuya gider, orada buluşur oynardık. Günümüz şehir yaşantısında bu olanaklar ortadan kalktı. Çocuklar sokaklarda oynayamıyor, komşuluk ilişkileri azaldı. Teknoloji gelişti ve sokakların yerini aldı. Çocuklar sokaklarda bir araya gelip oynamak yerine ekran karşısında buluşup oynamaya başladı. Oysa her şeyin fazlası, faydadan çok zarar getirir. Kontrolü elden bırakmadan, teknolojiyi yararımıza olacak şekilde kullanmak çok önemli.

Ekran süresini azaltmak, bire bir iletişimi artırmak, yemek ve uyku zamanında televizyonu kullanmamak, izlenenlerin içeriğini kontrol etmek, dışarı çıkmak ve farklı deneyimler kazanmak, oyun oynamak, beraber kitap okumak, yürümek ve benzeri aktiviteler çocuğunuzun sağlıklı bir şekilde büyümesini ve iletişim becerilerinin gelişmesini sağlayacaktır.

Aynı ekran süresine maruz kalsalar da bazı çocuklarda sanal otizm görülmüyor. Bunun sebebi henüz bilinmemekle birlikte bazı çocuklar sanal otizme daha yatkın olmakta ve olumsuz etkilenmektedirler. Hangi çocuğun ne kadar yatkın olduğu önceden bilinmediği için ailelere risk almamalarını öneriyorum.

Çocuğumuzda sanal otizmden şüphelendiğimizde ne yapmalıyız?

Çocuğunuzun ve sizin ekran karşısında harcadığınız zamanı düşünün ve hemen önlem alın. Bire bir zaman geçirmeye başlayın ve beraber aktiviteler yapın. Durum aynen devam ediyorsa tanı için çocuk psikiyatristine başvurun. Daha sonra vakit kaybetmeden özel eğitime başlamanız çok önemli. Bire bir eğitimden sonra anaokuluna başlaması iyi olur, çünkü çocuk grup içinde bireysel farklılıklarını kapatmakta zorlanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir